24 Haziran 2026 Çarşamba

GTD Üyeleri Sapanca’da Gastronomi ve Sağlık Buluşması-Yılmaz Parlar

 

Bir Küçük Anadolu Hikâyesi" Sapanca'da Yazıldı: Gastronomi Turizmi Derneği'nden Unutulmaz Buluşma

Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) tarafından 22 Haziran 2026 tarihinde Sapanca’da gerçekleştirilen “Türk Mutfağı, Uzun Yaşam ve Sağlıklı Beslenme” etkinliği, gastronomi, turizm ve sağlık dünyasının önemli isimlerini bir araya getirdi. Program kapsamında gerçekleştirilen buluşmalar, yeni projelerin ve iş birliklerinin konuşulduğu verimli bir networking ortamına dönüştü.

Mühür Restoran’da “Bir Küçük Anadolu Hikâyesi”

Program öncesinde GTD üyeleri ve GTD Basın Konseyi üyeleri, Sapanca’nın dikkat çeken gastronomi duraklarından biri olan Mühür Restoran’da ağırlandı.

Kapısındaki “Bir Küçük Anadolu Hikâyesi” yazısının adeta tabaklara yansıdığı restoranda, Anadolu’nun yedi bölgesinden seçilen ürünlerle hazırlanan özel menü konuklara sunuldu.

Şef Yusuf İşkan’ın hazırladığı lezzetler arasında yer alan dolmalar, taş fırından çıkan pideler, lokum kıvamındaki bonfileli alinazik, geleneksel kuru fasulye ve yöresel reçeteler büyük beğeni topladı. Katılımcılar, Anadolu mutfağının zenginliğinin modern sunumlarla buluştuğu sofrada unutulmaz bir gastronomi deneyimi yaşadı.

GTD Başkanı Gürkan Boztepe’den Anlamlı Rozet Takdimi

Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı Gürkan Boztepe, Türk mutfağının tanıtımına sunduğu katkılar nedeniyle Şef Yusuf İşkan’a GTD üyelik rozetini takdim etti.

Türkiye’de gastronomi turizminin gelişmesi için uzun yıllardır çalışan Boztepe’nin, yerel lezzetlerin ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtılması konusunda önemli projelere imza attığı biliniyor. Son dönemde katıldığı panel ve etkinliklerde Türk mutfağının kültürel değer olarak korunmasına yönelik çalışmalarıyla dikkat çekiyor.

Boztepe, gastronominin yalnızca yemek değil, aynı zamanda kültür, turizm ve ekonomi olduğunu vurgulayarak, Anadolu’nun köklü mutfak mirasının gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekti.

Şef Hüseyin Şipal: “Şefler Kültürel Elçilerdir”

Etkinlikte konuşan GTD Türk Mutfağı Danışman Şefi Hüseyin Şipal, Şef Yusuf İşkan’ın Türk mutfağına olan bağlılığını ve Anadolu lezzetlerini yaşatma konusundaki çabasını anlattı.

Şipal, Türk mutfağının dünya çapında tanıtımında şeflerin üstlendiği rolün çok değerli olduğunu belirterek, yerel reçeteleri koruyan ve gelecek kuşaklara aktaran şeflerin adeta kültürel elçiler olduğunu ifade etti.

Dut Tatlısı Gecenin Yıldızı Oldu

Etkinlikte dikkat çeken lezzetlerden biri de Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesine özgü dut tatlısı oldu.

GTD Türk Mutfağı Danışman Şefi Hüseyin Şipal ile ödüllü şef Cansu Paça tarafından hazırlanan tatlı, katılımcılardan tam not aldı.

Kurutulmuş dut, üzüm pekmezi ve dövülmüş cevizin kusursuz uyumuyla hazırlanan bu geleneksel tatlı; Anadolu’nun yokluk zamanlarında geliştirilen yaratıcı mutfak kültürünün yaşayan örneklerinden biri olarak büyük ilgi gördü.

Şipal’in etkinlikte dile getirdiği “Yemek yediğimizde yaşayan organizmaları besleriz” sözü ise sağlıklı beslenme ve geleneksel mutfak arasındaki güçlü ilişkiyi özetleyen ifadelerden biri oldu.

Dedeman Vıllage Sapanca’da Yöresel Lezzetler Buluşması

Günün devamında katılımcılar, Dedeman Village Sapanca’da düzenlenen özel akşam yemeğinde bir araya geldi.

Adapazarı ve çevresine özgü yöresel lezzetlerin tanıtıldığı programda gastronomi turizminin bölgesel kalkınmaya sağladığı katkılar değerlendirildi. Katılımcılar daha sonra gerçekleştirilen alan gezisinde bölgedeki turizm yatırımlarını yerinde inceleme fırsatı buldu.

Mesut Gence’ye Plaket Takdimi

Program kapsamında turizm ve gastronomi alanındaki katkılarından dolayı Mesut Gence’ye plaket takdim edildi.

Katılımcılar, Sapanca’nın sahip olduğu doğal güzelliklerin yanı sıra gastronomik potansiyelinin de her geçen gün daha fazla ön plana çıktığını belirterek, bu tür organizasyonların bölgenin tanıtımına önemli katkılar sunduğunu ifade etti.

Sapanca’dan Türk Mutfağına Güçlü Mesaj

Gastronomi Turizmi Derneği’nin Sapanca buluşması, Türk mutfağının yalnızca bir yemek kültürü değil; sağlık, sürdürülebilirlik, turizm ve kültürel mirasın önemli bir parçası olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Başkan Gürkan Boztepe’nin liderliğinde gerçekleştirilen etkinlik, Anadolu’nun köklü lezzetlerini geleceğe taşıma hedefi doğrultusunda önemli bir organizasyon olarak hafızalarda yer etti. Şef Yusuf İşkan’ın Anadolu ruhunu tabaklarına taşıyan yorumları, Hüseyin Şipal’in gastronomi vizyonu ve Cansu Paça’nın geleneksel tatları yeniden yorumlayan çalışmaları ise katılımcıların takdirini kazandı.

yilmazparlar@yahoo.com

GTD Members Give Full Marks to Anatolian Flavors

Gastronomy and Health Gathering in Sapanca

"A Little Anatolian Story" Was Written in Sapanca: An Unforgettable Gathering from the Gastronomy Tourism Association

The "Turkish Cuisine, Longevity and Healthy Nutrition" event organized by the Gastronomy Tourism Association (GTD) on June 22, 2026, in Sapanca brought together important names from the worlds of gastronomy, tourism, and health. The meetings held within the scope of the program turned into a productive networking environment where new projects and collaborations were discussed.

"A Little Anatolian Story" at Mühür Restaurant

Prior to the program, GTD members and GTD Press Council members were hosted at Mühür Restaurant, one of Sapanca's noteworthy gastronomy destinations.

At the restaurant, where the phrase "A Little Anatolian Story" written at its entrance was reflected on the plates, a special menu prepared with products selected from all seven regions of Anatolia was served to the guests.

Among the flavors prepared by Chef Yusuf İşkan, stuffed dishes, stone-oven baked pide, Alinazik with tenderloin at the consistency of Turkish delight, traditional dried beans, and local recipes received great appreciation. Participants experienced an unforgettable gastronomic journey at the table where the richness of Anatolian cuisine met modern presentations.

Meaningful Badge Presentation from GTD President Gürkan Boztepe

Gastronomy Tourism Association President Gürkan Boztepe presented the GTD membership badge to Chef Yusuf İşkan for his contributions to the promotion of Turkish cuisine.

Boztepe, who has been working for the development of gastronomy tourism in Turkey for many years, is known for signing important projects regarding the promotion of local flavors at national and international levels. In recent panels and events he has attended, he has drawn attention with his efforts to preserve Turkish cuisine as a cultural value.

Boztepe emphasized that gastronomy is not just about food, but also culture, tourism, and economy, highlighting the importance of passing Anatolia's deep-rooted culinary heritage to future generations.

Chef Hüseyin Şipal: "Chefs Are Cultural Ambassadors"

Speaking at the event, GTD Turkish Cuisine Advisory Chef Hüseyin Şipal shared Chef Yusuf İşkan's dedication to Turkish cuisine and his efforts to keep Anatolian flavors alive.

Şipal stated that the role chefs undertake in promoting Turkish cuisine worldwide is invaluable, expressing that chefs who preserve local recipes and pass them on to future generations are essentially cultural ambassadors.

Dried Mulberry Dessert Became the Star of the Evening

One of the flavors that drew attention at the event was the mulberry dessert unique to the Yahşihan district of Kırıkkale.

Prepared by GTD Turkish Cuisine Advisory Chef Hüseyin Şipal and award-winning chef Cansu Paça, the dessert received full marks from participants.

This traditional dessert, prepared with the perfect harmony of dried mulberries, grape molasses, and crushed walnuts, attracted great interest as one of the living examples of the creative culinary culture developed in Anatolia during times of scarcity.

Şipal's words during the event, "When we eat, we nourish living organisms," became one of the statements summarizing the strong connection between healthy nutrition and traditional cuisine.

Local Flavors Gathering at Dedeman Village Sapanca

Later in the day, participants came together at a special dinner organized at Dedeman Village Sapanca.

During the program where local flavors unique to Adapazarı and its surroundings were introduced, the contributions of gastronomy tourism to regional development were evaluated. Participants then had the opportunity to examine tourism investments in the region during a site visit.

Plaque Presentation to Mesut Gence

Within the scope of the program, a plaque was presented to Mesut Gence for his contributions to the fields of tourism and gastronomy.

Participants stated that in addition to Sapanca's natural beauties, its gastronomic potential is coming to the forefront more each day, expressing that such organizations make significant contributions to the promotion of the region.

A Strong Message from Sapanca to Turkish Cuisine

The Gastronomy Tourism Association's gathering in Sapanca once again demonstrated that Turkish cuisine is not just a food culture, but an important part of health, sustainability, tourism, and cultural heritage.

The event held under the leadership of President Gürkan Boztepe left its mark on memories as an important organization aimed at carrying Anatolia's deep-rooted flavors into the future. Chef Yusuf İşkan's interpretations that brought the Anatolian spirit to his plates, Hüseyin Şipal's gastronomy vision, and Cansu Paça's work reinterpreting traditional tastes all earned the appreciation of participants.

yilmazparlar@yahoo.com

9 Mayıs 2026 Cumartesi

Anneler Günü’nde Gastronomi ve Emek Buluştu-Yılmaz Parlar

  

Sancaktepe’de Şeflerden Anlamlı Organizasyon

Anneler Günü; sevginin, fedakârlığın, emeğin ve karşılıksız özverinin en anlamlı şekilde hatırlandığı özel günlerden biri olarak bir kez daha gönüllerde yer etti.

9 Mayıs 2026 Cumartesi günü Sancaktepe’de düzenlenen anlamlı etkinlikte, annelerin toplumdaki kutsal yeri kadar üretimde, girişimcilikte ve gastronomide üstlendikleri büyük rol de güçlü mesajlarla vurgulandı.

Duygu dolu anların yaşandığı organizasyon, birlik ve dayanışmanın en güzel örneklerinden biri oldu.

Uluslararası ödüllü şeflerden Komite Başkanı Hülya Bektaş öncülüğünde, ödüllü şef Kerem Çolban koordinatörlüğünde gerçekleştirilen Anneler Günü Gastronomi Etkinliği, Sancaktepe Belediyesi’nin iş birliğiyle belediyeye ait tesiste büyük bir coşku ile düzenlendi.

Organizasyonun sunuculuğunu Beyaz TV’nin sevilen ekran yüzü Özlem Acar üstlenirken, etkinlik gastronomi camiasının önemli isimlerini bir araya getirdi.

Etkinliğe ünlü şeflerden danışman Ali Demir katkılarıyla destek verirken, Komite Başkan Yardımcısı Tülay Pehlivan, İçerik Danışmanı Ilgın Ece Halaçlı ve yardımcısı Canan Ertek başta olmak üzere çok sayıda değerli şef organizasyona emek verdi.

Katılımcılar tarafından büyük ilgi gören etkinlikte hem yarışmalar düzenlendi hem de annelerin üretkenliği ve mutfak kültüründeki önemi ön plana çıkarıldı.

Komite Başkanı Hülya Bektaş yaptığı açılış konuşmasında annelerin toplumun temel direği olduğunu vurgulayarak şu mesajları verdi:

“Anne sevgisi sadece bir evladı büyütmek değil, aynı zamanda kültürü, gelenekleri ve toplumsal değerleri yaşatmaktır. Türk mutfağının nesilden nesile aktarılmasında annelerimizin emeği paha biçilemezdir. Bugün burada sadece bir etkinlik gerçekleştirmiyoruz; aynı zamanda kadın emeğini, üretimini ve annelerin topluma kattığı değeri onurlandırıyoruz.”

“Gastronomi artık yalnızca yemek yapmak değil; kültür, ekonomi, turizm ve girişimcilik anlamına geliyor. Özellikle kadınlarımızın ve annelerimizin bu alanda daha fazla yer alması, kendi markalarını oluşturması ve üretime katılması ülkemiz adına çok kıymetlidir. Kadının emeği mutfakta başladığında, toplumun geleceği de güçlenir.”

Gastronominin Önemi

Gastronomi; yalnızca damak tadı değil, kültürlerin hafızası, şehirlerin kimliği ve toplumların ortak mirasıdır.

Bir ülkenin mutfağı, onun tarihini, coğrafyasını ve yaşam biçimini dünyaya anlatan en güçlü değerlerden biridir. Bu nedenle gastronomi, turizmden ekonomiye, sosyal kalkınmadan kültürel diplomasiye kadar pek çok alanda stratejik önem taşımaktadır.

Özellikle annelerin mutfak kültürünü yaşatan temel taşıyıcılar olması, gastronominin gelecek nesillere aktarılmasında büyük rol oynamaktadır.

Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen yarışmada büyük heyecan yaşandı. Yarışmanın birincisi, Gümüşhaneli bir annenin hazırladığı Mardin yöresine ait “Kalbur Dolması” yemeği oldu.

Farklı kültürlerin aynı sofrada buluştuğu yarışma, Anadolu mutfağının zenginliğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Program boyunca çok sayıda plaket, madalya ve teşekkür belgeleri verilerek katılımcılar teşvik edildi. Gastronomi alanına katkı sunan şeflere özel olarak şef bıçakları takdim edilmesi ise organizasyona ayrı bir anlam kattı.

Komite Başkanı Hülya Bektaş’ın liderliği, organizasyondaki enerjisi ve kapsayıcı yaklaşımı etkinliğin başarısında büyük rol oynadı. Katılımcılar tarafından takdirle karşılanan Bektaş, gastronomi alanında kadınların daha görünür olması adına ortaya koyduğu vizyonla dikkat çekti.

Koordinatör Şef Kerem Çolban ise etkinlik sürecindeki disiplinli çalışması, organizasyon becerisi ve sahadaki aktif gayretleriyle programın kusursuz ilerlemesinde önemli katkı sağladı. Misafirlerin memnuniyetinden yarışma düzenine kadar her detayla yakından ilgilenen Çolban’ın emeği katılımcılar tarafından da takdir edildi.

Ünlü şeflerden danışman Ali Demir de etkinlik boyunca jüri süreçlerine ve organizasyon akışına verdiği destekle önemli katkılar sundu.

Gastronomi alanındaki deneyimini paylaşan Demir, özellikle yarışmacı annelere moral veren yaklaşımıyla dikkat çekti.

Jüri üyeleri yarışmalar boyunca titiz değerlendirmeleriyle hem lezzeti hem sunumu hem de kültürel özgünlüğü ön planda tuttu.

Yarışmacıların emeklerine saygılı ve teşvik edici yaklaşım sergileyen jüri, etkinliğin profesyonel seviyede gerçekleşmesine katkı sundu.

Sancaktepe’de gerçekleşen bu anlamlı organizasyon, Anneler Günü’nün manevi değerini gastronomi kültürüyle buluştururken, annelerin üretimdeki gücünü bir kez daha ortaya koydu. Etkinlik sonunda katılımcılar hem unutulmaz anılarla hem de birlik ve dayanışma duygusuyla programdan ayrıldı.

yilmazparlar@yahoo.com

Mothers’ Day Event Brought Gastronomy and Dedication Together in Sancaktepe

Meaningful Organization by Award-Winning Chefs

Mother’s Day once again became one of the most meaningful occasions symbolizing love, sacrifice, dedication, and unconditional devotion. On Saturday, May 9, 2026, a special event held in Sancaktepe highlighted not only the sacred place of mothers in society, but also their significant role in production, entrepreneurship, and gastronomy. The emotional gathering became a remarkable example of unity and solidarity.

The Mother’s Day Gastronomy Event was organized in cooperation with Sancaktepe Municipality at one of the municipality’s facilities under the leadership of internationally award-winning chef and Committee President Hülya Bektaş, while award-winning chef Kerem Çolban served as the coordinator of the program. The event was hosted by Beyaz TV presenter Özlem Acar and brought together distinguished names from the gastronomy world.

The organization was supported by renowned chef consultant Ali Demir, while Vice President of the Committee Tülay Pehlivan, Content Advisor Ilgın Ece Halaçlı, her assistant Canan Ertek, and many respected chefs contributed greatly to the success of the event.

In her opening speech, Committee President Hülya Bektaş emphasized the importance of mothers in preserving culture and culinary traditions:

“Motherhood is not only about raising children, but also about preserving traditions, culture, and social values. Mothers play an invaluable role in carrying Turkish cuisine from one generation to another. Today, we are not only organizing an event, but also honoring women’s labor, productivity, and the value mothers bring to society.”

“Gastronomy today is not only about cooking; it represents culture, economy, tourism, and entrepreneurship. It is extremely valuable for women and mothers to become more active in this field, create their own brands, and contribute to production. When women’s labor begins in the kitchen, the future of society becomes stronger.”

The Importance of Gastronomy

Gastronomy is not merely about taste; it is the memory of cultures, the identity of cities, and the shared heritage of societies. A country’s cuisine reflects its history, geography, and lifestyle to the world. Therefore, gastronomy holds strategic importance in tourism, economy, social development, and cultural diplomacy. Mothers, as the main guardians of culinary traditions, play a major role in passing gastronomy on to future generations.

One of the most exciting moments of the event was the culinary competition. The first-place winner was a mother originally from Gümüşhane, who impressed the jury with the traditional Mardin dish “Kalbur Dolması.” The competition once again showcased the richness and diversity of Anatolian cuisine.

Throughout the program, many plaques, medals, and certificates of appreciation were presented to encourage participants. Special chef knives were also awarded to chefs who contributed significantly to the gastronomy field, adding prestige and meaning to the event.

Committee President Hülya Bektaş received great appreciation for her leadership, energy, and visionary approach that promoted women’s visibility in gastronomy. Coordinator Chef Kerem Çolban also played a vital role in the flawless execution of the event through his discipline, organizational skills, and dedicated efforts throughout the program.

Renowned chef consultant Ali Demir contributed significantly to both the organization and jury process by sharing his experience and motivating the participating mothers with his supportive attitude.

The jury members carried out meticulous evaluations by considering taste, presentation, and cultural authenticity. Their encouraging and professional approach elevated the prestige and quality of the event.

This meaningful organization in Sancaktepe successfully combined the spiritual value of Mother’s Day with the richness of gastronomy culture, once again demonstrating the productive power of mothers in society. Participants left the event with unforgettable memories and a strong sense of unity and solidarity.

yilmazparlar@yahoo.com

4 Nisan 2026 Cumartesi

Çek Şarapçılığının Zarafeti İstanbul’da-Yılmaz Parlar

  

  Çek Şarapçılığının Zarafeti İstanbul’da

Volarik Şarapları Görkemli Lansmanla Tanıtıldı

İstanbul’da Bir İlk, Czech Wine Challenge ile Çek ve Moravya Rüzgârı

Çek Cumhuriyeti’nin köklü şarap kültürü, İstanbul’da düzenlenen prestijli bir lansmanla şarap tutkunlarıyla buluştu. Vinařství Volařík Mikulov firmasına ait Volarik şaraplarının tanıtımı, 3 Nisan 2026 Cuma akşamı Caddebostan’daki Catch Restaurant ev sahipliğinde ve Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu himayelerinde gerçekleştirildi.



Gecede, İstanbul’da ilk kez düzenlenen Czech Wine Challenge etkinliği kapsamında Çek ve Moravya şarapları davetlilere sunuldu.

Başkonsolos Olga Hajflerová’dan Anlamlı Açılış Konuşması
Gecenin açılış konuşmasını Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Olga Hajflerová yaptı. Konuşma, Siyasi İşler ve Basın Sorumlusu Tolga Çevik tarafından Türkçeye çevrildi.

Hajflerová konuşmasında, Çek ve Moravya şarapçılığının 9. yüzyıla uzanan köklü geçmişine vurgu yaparak, bu zengin mirası İstanbul’da tanıtmanın gururunu yaşadıklarını ifade etti.

Ayrıca davetlilere sunulan şarapların, 1794’ten bu yana üretim yapan Květná cam atölyesinde el işçiliğiyle hazırlanan özel kadehlerde servis edilmesi geceye ayrı bir zarafet kattı.



Volarik Şaraphanesi

Gelenekten Geleceğe Uzanan Bir Başarı Hikayesi
Mikulov bölgesinin önemli üreticilerinden Vinařství Volařík, kökleri II. Dünya Savaşı dönemine uzanan bir aile geleneğini temsil ediyor. Markanın modern yolculuğu ise 2007 yılında, kurucu Mühendis Miroslav Volařík ile başladı.

Toplam 80 hektarlık bağ alanına sahip olan şaraphane, bunun 4,2 hektarında organik üretim gerçekleştiriyor. Özellikle beyaz şaraplarıyla öne çıkan marka; terroir (toprak karakteri) odaklı üretim anlayışıyla dikkat çekiyor.



Kotelna, Zelezna, Orechova Hora, Vestonsko ve Purmice gibi özel bağlardan elde edilen şaraplar; aroma, denge ve karakter açısından uluslararası arenada önemli başarılar elde etmiş durumda.

Şaraphane; “Yılın Şarap Üreticisi”, “Şarap Kralı” ve “Valtice Şarap Pazarı Şampiyonu” gibi prestijli ödüllerle kalitesini kanıtladı.



Bağlardan Sofralara

Seçkin Üzüm Çeşitleri
Volarik’in üretiminde öne çıkan başlıca üzüm çeşitleri arasında:
Welschriesling, Riesling, Grüner Veltliner ve Pálava yer alıyor.



Bunun yanı sıra Chardonnay, Sauvignon, Merlot, Pinot Blanc, Gewürztraminer ve Blaufrankisch gibi geniş bir yelpazede üretim yapılması, markanın çeşitlilikteki gücünü ortaya koyuyor.



Diplomasi ve Lezzetin Buluştuğu Gece

Gece boyunca Başkonsolos Yardımcısı Rene Danek, asistan Jakub Dluhosch ve Tolga Çevik’in konuklarla birebir ilgilenmesi, etkinliğe samimi ve sıcak bir atmosfer kazandırdı.

Etkinlikte toplam 11 farklı şarap tadımı gerçekleştirilirken, davetlilere diledikleri şişeyi deneyimleme imkânı sunuldu.



Radana Stahalova Volarik Şaraplarının Sırrını Anlattı

Vinařství Volařík’in Mühendisi ve İhracat Müdürü Radana Stahalova ile gerçekleştirdiğimiz özel söyleşide, markanın üretim felsefesi ve üzüm çeşitliliği hakkında çarpıcı bilgiler paylaşıldı.

Stahalova, Volarik şaraphanesinin temel yaklaşımının “terroir odaklı üretim” olduğunu vurgulayarak, her bağın kendine özgü karakterini şaraplara yansıtmayı hedeflediklerini belirtti. Özellikle Moravya bölgesinin mikroklima avantajlarının, üzümlerin aromatik zenginliğini doğrudan etkilediğini ifade etti.

Stahalova, “Biz sadece şarap üretmiyoruz; her şişede toprağın hikâyesini, iklimin etkisini ve insan emeğini sunuyoruz” sözleriyle Volarik markasının ruhunu özetledi.

Kültür, Gelenek ve Lezzetin Kutlaması
Bu özel lansman, yalnızca bir şarap tanıtımı olmanın ötesine geçerek; Çek kültürü, tarih ve zanaatkârlığın modern yorumuyla İstanbul’da hayat bulduğu bir buluşma olarak hafızalara kazındı.

Gece, geçmiş ile geleceği birleştiren Çek ve Moravya şaraplarının onuruna kaldırılan kadehlerle son buldu.

yilmazparlar@yahoo.com

The Elegance of Czech Winemaking in Istanbul

Volarik Wines Introduced with a Grand Launch

A First in Istanbul: Czech and Moravian Breeze with Czech Wine Challenge

The rich wine culture of the Czech Republic met wine enthusiasts at a prestigious launch event held in Istanbul. Volarik wines from Vinařství Volařík Mikulov were introduced on the evening of Friday, April 3, 2026, hosted by Catch Restaurant in Caddebostan under the auspices of the Consulate General of the Czech Republic in Istanbul.

During the event, Czech and Moravian wines were presented to guests במסגרת the Czech Wine Challenge, organized for the first time in Istanbul.

A Meaningful Opening Speech by Consul General Olga Hajflerová

The opening speech of the evening was delivered by Olga Hajflerová, Consul General of the Czech Republic in Istanbul. The speech was translated into Turkish by Tolga Çevik, Head of Political Affairs and Press.

In her speech, Hajflerová emphasized the deep-rooted history of Czech and Moravian winemaking dating back to the 9th century, expressing pride in introducing this rich heritage to Istanbul.

Additionally, the wines served to guests in specially handcrafted glasses produced by the Květná glass workshop, with a history dating back to 1794, added an extra touch of elegance to the evening.

Volarik Winery
A Success Story from Tradition to the Future
Vinařství Volařík, one of the key producers of the Mikulov region, represents a family tradition rooted in the World War II era. The brand’s modern journey began in 2007 under the leadership of its founder, Engineer Miroslav Volařík.

With a total vineyard area of 80 hectares, 4.2 hectares of which are dedicated to organic production, the winery stands out particularly for its white wines and its terroir-focused production philosophy.

Wines produced from prestigious vineyards such as Kotelna, Zelezna, Orechova Hora, Vestonsko, and Purmice have achieved significant international success in terms of aroma, balance, and character.

The winery has proven its quality with prestigious awards such as “Winemaker of the Year,” “Wine King,” and “Valtice Wine Market Champion.”

From Vineyards to Tables
Distinguished Grape Varieties

Among the primary grape varieties used in Volarik’s production are:
Welschriesling, Riesling, Grüner Veltliner, and Pálava.

In addition, the production of a wide range of varieties such as Chardonnay, Sauvignon, Merlot, Pinot Blanc, Gewürztraminer, and Blaufrankisch highlights the brand’s diversity and strength.

A Night Where Diplomacy Meets Taste

Throughout the evening, Deputy Consul General Rene Danek, assistant Jakub Dluhosch, and Tolga Çevik personally engaged with guests, creating a warm and friendly atmosphere.

A total of 11 different wines were presented during the event, offering guests the opportunity to experience a wide range of flavors and choose their preferred bottles.

Radana Stahalova Reveals the Secret of Volarik Wines

In our exclusive interview with Radana Stahalova, Engineer and Export Manager of Vinařství Volařík, striking insights were shared about the brand’s production philosophy and grape diversity.

Stahalova emphasized that the core approach of the Volarik winery is “terroir-driven production,” aiming to reflect the unique character of each vineyard in every wine. She noted that the microclimate advantages of the Moravian region directly influence the aromatic richness of the grapes.

Summarizing the spirit of the brand, Stahalova stated:
“We do not just produce wine; in every bottle, we present the story of the soil, the impact of the climate, and human craftsmanship.”

A Celebration of Culture, Tradition, and Taste
This special launch went beyond being a wine introduction event, becoming a memorable gathering where Czech culture, history, and craftsmanship came to life in Istanbul through a modern interpretation.

The night concluded with glasses raised in honor of Czech and Moravian wines, symbolizing the connection between past, present, and future.

yilmazparlar@yahoo.com

30 Mart 2026 Pazartesi

TÜRİB’den Tarımda Yeni Dönem Mesajı-Yılmaz Parlar

  

  

TÜRİB’den Tarımda Yeni Dönem Mesajı

Tarımın Stratejik Gücü

Geleceğin Anahtarı Toprakta

Tarım, yalnızca bir üretim alanı değil; aynı zamanda ülkelerin gıda güvenliği, ekonomik bağımsızlığı ve sürdürülebilir kalkınmasının temel taşıdır.



Artan nüfus, iklim krizi ve küresel ticaret savaşları, tarımın stratejik önemini her geçen gün daha da artırıyor. Türkiye gibi verimli topraklara sahip ülkeler için tarım, sadece bir sektör değil, aynı zamanda milli güvenlik meselesidir.

Bu nedenle tarımsal üretimin planlı, verimli ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesi kritik bir gereklilik olarak öne çıkıyor.

Ürün İhtisas Borsası ve Tarım Borsalarının Kritik Rolü

Modern tarım ekonomisinin kalbinde yer alan ürün ihtisas borsaları, üretici ile yatırımcıyı buluşturan en önemli yapılardan biri haline geldi.

Türkiye’de bu yapının en güçlü temsilcisi olan Türkiye Ürün İhtisas Borsası, tarım ürünlerinin şeffaf, güvenilir ve rekabetçi bir piyasada işlem görmesini sağlıyor.

Elektronik ürün senedi (ELÜS) sistemi sayesinde çiftçiler ürünlerini güvenle depolarken, yatırımcılar da tarım emtialarına doğrudan erişebiliyor. Bu sistem, fiyat istikrarını desteklerken kayıt dışılığı azaltıyor, finansmana erişimi kolaylaştırıyor ve tarım sektörünü finansal piyasalara entegre ediyor.

TÜRİB’den Tarımda Yeni Dönem Mesajı

2025 Değerlendirmesi, 2026 Hedefleri Açıklandı



Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin düzenlediği ve Türkiye Ürün İhtisas Borsası yöneticilerinin katıldığı basın toplantısı, 30 Mart 2026 Pazartesi günü Point Barbaros Hotel’de tarım piyasasında 2025 yılı gerçekleşmeleri ve 2026 yılı beklentilerinin değerlendirildiği toplantı TÜRİB Genel Müdürü Ali Kırali, TÜRİB Genel Müdür Yardımcısı Necla Küçükçolak ve EGD Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Arslan'ın katılımıyla gerçekleştirildi.

Toplantıda 2025 yılı tarım piyasası performansı değerlendirilirken, 2026 yılına yönelik hedefler kamuoyuyla paylaşıldı.

402 Milyar Tl’lik Dev Hacim

TÜRİB Genel Müdürü Ali Kırali, kuruluşundan bu yana borsada toplam 402 milyar TL işlem hacmine ulaşıldığını ve 60 milyon ton ürünün el değiştirdiğini açıkladı. İşlem hacminde en büyük payı buğday (%55), mısır (%34) ve arpa (%7) aldı.

Türkiye genelinde faaliyet gösteren 263 lisanslı depo, 54 il ve 357 noktada 14 milyon tonun üzerinde kapasiteyle hizmet veriyor. Bu kapasite, Türkiye’nin toplam hububat üretiminin yaklaşık %38’ine denk geliyor.



Elüs Sistemiyle Tarımda Dijital Devrim

Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) sistemi sayesinde üreticiler, ürünlerini lisanslı depolarda güvenle saklayabiliyor ve karşılığında aldıkları senetlerle ticaret yapabiliyor. Bu sistem:

Çiftçiye finansmana hızlı erişim sağlıyor

Ürünlerin değerinde satılmasına imkân tanıyor

Piyasada şeffaf fiyat oluşumunu destekliyor

Yatırımcıya tarım emtialarına erişim fırsatı sunuyor

Yapay Zeka Destekli Tarım Piyasası

TÜRİB, piyasa güvenliğini artırmak amacıyla TÜBİTAK destekli ATİP (Algoritmik Tespit ve İzleme Platformu) sistemini devreye aldı. Yapay zekâ destekli bu sistem sayesinde piyasa hareketleri anlık izlenerek manipülasyonların önüne geçilmesi hedefleniyor.



2026 Hedefleri: Vadeli İşlem Ve Uluslararası Piyasa

TÜRİB’in 2026 vizyonunda öne çıkan başlıklar:

Vadeli İşlem Piyasası, 2026’nın ikinci yarısında devreye alınması planlanıyor

Uluslararası Ürün Piyasası, Türkiye’nin bölgesel tarım ticaret merkezi olması hedefleniyor

Teverruk Piyasası: Katılım finansına yeni bir model kazandırılacak

Zeytinyağı ve yeni ürünler: Ürün çeşitliliği artırılacak

Tarımda Finansal Dönüşüm Ve Küresel Vizyon

TÜRİB, sadece Türkiye’de değil uluslararası alanda da etkinliğini artırıyor. Çekya, Moğolistan ve Pakistan ile yapılan iş birlikleri, Türkiye’nin tarım ticaretinde bölgesel güç olma hedefini destekliyor.



ÇİFTÇİDEN YATIRIMCIYA KAZANÇ ZİNCİRİ

TÜRİB ve lisanslı depoculuk sistemi sayesinde:

Ürünler güvenli şekilde depolanıyor

Piyasa manipülasyona karşı korunuyor

Çiftçinin geliri ve sürdürülebilirliği artıyor

Tarım sektörü finansal sistemle entegre oluyor

Tarımda Şeffaflık, Güven Ve Büyüme

TÜRİB’in geliştirdiği dijital altyapı, finansal enstrümanlar ve güçlü denetim mekanizmaları, Türkiye tarımını daha rekabetçi ve sürdürülebilir bir yapıya taşıyor. Tarım artık sadece üretim değil; veri, teknoloji ve finansla şekillenen stratejik bir güç haline geliyor.

yilmazparlar@yahoo.com

 

TÜRİB ANNOUNCES 2026 VISION

Agrıculture: The Strategıc Power Of The Future

Agriculture is not only a production sector but also the backbone of food security, economic independence, and sustainable development. With rising global risks such as climate change and supply chain disruptions, agriculture has become a strategic priority. For countries like Türkiye, it is a matter of national security.

Commodıty Exchanges: The Backbone Of Modern Agrıculture

Commodity exchanges play a vital role in connecting producers with investors. Türkiye Ürün İhtisas Borsası enables transparent, secure, and competitive trading of agricultural products through the Electronic Warehouse Receipt (ELÜS) system, improving price stability and financial access.

New Era In Agrıculture: TÜRİB Announces 2026 Vısıon

The press meeting organized by the Association of Economic Journalists, with the participation of executives from the Turkish Products Exchange (TÜRİB), was held on Monday, March 30, 2026, at Point Barbaros Hotel. During the meeting, the developments in the agricultural market for 2025 and expectations for 2026 were evaluated. The meeting was attended by TÜRİB General Manager Ali Kırali, TÜRİB Deputy General Manager Necla Küçükçolak, and EGD (Association of Economic Journalists) Board Chairman Hasan Arslan.

Massıve Tradıng Volume: 402 Bıllıon Tl

According to General Manager Ali Kırali, TÜRİB has reached a total trading volume of 402 billion TL, with 60 million tons of agricultural products traded.

Dıgıtal Transformatıon Wıth Elüs

The ELÜS system allows farmers to store products securely and trade electronically, ensuring:

Easier access to finance

Fair pricing

Transparent markets

New investment opportunities

Aı-Powered Market Monıtorıng

The AI-based ATİP system enhances market surveillance, ensuring transparency and preventing manipulation.

2026 Targets

Launch of Futures Market

Expansion into International Commodity Markets

Development of Participation Finance (Teverruk Market)

Increased product diversity

Global Agrıcultural Vısıon

TÜRİB strengthens its international presence through partnerships with Czech Republic, Mongolia, and Pakistan, aiming to position Türkiye as a regional agricultural hub.

With digital infrastructure, financial tools, and strong governance, TÜRİB is transforming agriculture into a transparent, secure, and globally competitive sector.

yilmazparlar@yahoo.com

7 Ekim 2025 Salı

GastroShow 2025’te Göze çarpan Stantlar-Yılmaz Parlar

  

  

GastroShow 2025’te Gastronomi ve Sağlık Bir Arada

Bu yılki GastroShow 2025, “Sağlık” temasıyla bir gastronomi şöleni niteliğindeydi; hem lezzeti hem yenilikçi fikirleriyle öne çıkan stantlar ve sürpriz uygulamalarla katılımcıların beğenisini kazandı.

Başkanlığını Gürkan Boztepe’ nin Yaptığı GTD Gastronomi Turizm Derneği tarafından düzenlenen, GastroShow 2025, bu yıl “Sağlık” temasıyla 6 Ekim 2025 Pazartesi günü Swissôtel The Bosphorus, İstanbul’da gerçekleştirildi.

Lezzet, Teknoloji ve Yerel Zenginlikler Sahneye Çıktı

Öne Çıkan Stantlar ve Sürpriz Sunumlar

VitaMarin/ Öz Sağdıçlar Balıkçılık
Türkiye’nin deniz ürünleri tedarikçilerinden biri olan Öz Sağdıçlar Balıkçılık, Horeca kanalına yönelik toptan balık temininde sektöründeki konumunu pekiştirdi.

Ancak fuarda sadece tedarik vurgusu yoktu: alabalık yetiştiriciliği ve ihracat faaliyetleri ile sürdürülebilir üretim anlayışını sergilediler; “tazelik, kalite, sürdürülebilir üretim” gibi kavramları stant iletişimlerinde öne çıkardılar.

Kalbur Et Kebap
İstanbul Ümraniye’de 15 yıldır hizmet veren Kalbur Et Kebap, geleneksel Türk mutfağını modern çizgilerle buluşturdu. Özellikle Adana satır kıyması, küşleme, mini biftek, incik, tandır ve Kars-Ardahan yöresinin doğal ortamda yetişen kaz etiyle hazırlanan özel tarifleriyle ziyaretçileri etkilemeyi başardı.

Mekânın mimari kimliği ve atmosferi, kurucusu Metin Akdemir ile mimar eşi Merve Akdemir’in ortak vizyonuyla şekillenmişti.

Psikolog Didar Bademci
Fuar bağlamında pek sık rastlanan bir yaklaşım: Psikoloji teması. Didar Bademci’nin stantında, “insan sağlığı ve beslenme-duygu ilişkisi” odaklı mesajlar, stres, yeme bozuklukları ve psikolojik direnç üzerine kısa bilgilendirmeler yer aldı.

Eğitimli danışmanlık hizmeti veren Didar Bademci, fuar süresince ziyaretçilerin sorularını yanıtlayarak “Sağlık = Fiziksel + Ruhsal Denge” hattında farkındalık yarattı.

Armiya Teknoloji
Teknoloji sponsoru olarak fuarda dikkat çeken Armiya Teknoloji, giriş alanında Geçiş360 yazılımı ile entegre turnike geçiş kontrol sistemini sundu. Dijital QR kodlu yaka kartlarıyla hızlı, güvenli bir geçiş deneyimi sağlandı.

Ayrıca çok şubeli işletmelere yönelik CharismaFMS Yönetim Yazılımı, stant ziyaretçilerinden büyük ilgi gördü. Hem geçiş teknolojileri hem de dijital yönetim çözümleri ile Armiya, fuar boyunca “öne çıkan markalar” arasında yer aldı.

Ayıntap Baklavaları
Gaziantep merkezli Ayıntap Baklava (Ayıntap Baklavaları), stantta geleneksel Antep baklavasını hijyen ve kalite vurgusu ile sergiledi. 1984’ten bu yana üretim yapan firma, kalite standartlarını koruyan üretim süreçleriyle Türkiye’nin farklı bölgelerine ve yurtdışına yayılma hedefiyle biliniyor.

Erzurum Belediyesi / Erzurum Mutfağı
Erzurum’dan gelen ekip, kent kahvaltısı kültürünü ve yöresel ürünlerle gastronomi kimliğini öne çıkardı. Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin geçmiş dönemde düzenlediği Erzurum Kahvaltı Festivali örnek gösterilerek, 55 yöresel ürünle tanıtıma çıkan stant, ziyaretçilerden hayranlık aldı. Erzurum mutfağının zenginliği, coğrafi işaretli ürünleri ve kahvaltı çeşitliliği ile tanıtıldı; gastronomi üzerinden şehir markalaşmasına yaptıkları vurgu dikkat çekiciydi.

Maraş Dondurması Showu
GastroShow’da adeta görkemli bir “dondurma sahnesi” kuruldu: kilolarca Maraş dondurması, döner kebap formunda asılarak kesilip ikram edildi. Bu sunum, ziyaretçilerin ilgisini çektiği gibi basında da geniş referans buldu.

Maraş dondurması, uluslararası gastronomi platformu TasteAtlas tarafından “Dünyanın En İyi Soğuk Tatlısı” seçilmişti. Bu unvan, fuardaki görsel ve tat deneyimiyle uyumlu şekilde ziyaretçilerde “gurur ve merak” duygusu yarattı.

Bu yılki GastroShow, “sağlık” temasıyla yalnızca yemek sunumlarını değil, gastronomi, psikoloji, teknoloji ve yerel kültür harmanını bir sahnede topladı.

Ziyaretçiler hem damaklarına hem de zihnine hitap eden içeriklerle karşılaştı. Stant sahipleri inovatif yaklaşımlar ve estetik sunumlarla dikkat çekti.

Bu tür etkinliklerin gastronomi turizmi açısından hem şehir markalarını hem yerel üreticileri beslediğini, kültürel mirası canlı tuttuğunu bir kez daha gördük.

yilmazparlar@yahoo.com